Gezgin Gözüyle ~ Bilmediğiniz yerleri GezginGozuyle.com ile keşfedin.
23 Şubat 2012, Perşembe
Sakız Adası Gezisi
 

Sakız (Chios) adasına yapılacak bir gezi için internetten geniş bilgi edinilebiliyor. Sanki diğer adalara göre daha mı çok gezilmiş veya daha mı çok yazılmış demeli, ayrıntılı bilgi bulunabiliyor. Şu sıralar (Mayıs 2011) adaya sefer düzenlemeye başlayan yeni bir firma, ulaşım ücretlerine aşağı yönde bir hareket getirmiş durumda.

Sakız (Chios) adasına yapılacak bir gezi için internetten geniş bilgi edinilebiliyor. Sanki diğer adalara göre daha mı çok gezilmiş veya daha mı çok yazılmış demeli, ayrıntılı bilgi bulunabiliyor. Şu sıralar (Mayıs 2011) adaya sefer düzenlemeye başlayan yeni bir firma, ulaşım ücretlerine aşağı yönde bir hareket getirmiş durumda. Yetişkin için gidiş dönüş ücreti 11 euro, 12 yaşından küçük çocuklar için ise 6 euro. Yolculuk 45 dakika kadar sürüyor. Zaten Kios, özellikle iyi havalarda Çeşme’den çıplak gözle bile görülebilen bir şehir. Ama bütün gezginlerin ortak kanaati olduğu gibi, herhangi bir çekiciliği yok. Sabah adaya hareket 09.30 da ve dönüş 17.00 de. Bir saat kadar önce limanda olmak yeterli oluyor. Sakız’da asıl olarak köylere gitmek gerekiyor ve bunun için en iyisi bir otomobil kiralamak.

Kios’da liman çevresinde birçok kiralama firması var. Ama bizim yaptığımız gibi, araç kiralama bağlantısını Çeşme’den gerçekleştirirseniz, feribottan indiğinizde sizi karşılıyor ve aracı hemen indiğiniz yerde teslim ediyorlar. Sanırım fiyatı da biraz daha indirimli oluyor. Genellikle Kia Picanto gibi küçük araçlar kullanılıyor. 24 saatlik kiralama ücretleri sezona göre 25-35 Euro arası değişiyor. Adanın güney kesiminde dolaşmak daha kolay. Orta ve kuzey kesimleri dağlık ve yolları oldukça yorucu. Ara yollardan gidip de adayı keşfedeceğiz diye dağlık bölgelerde, tenha, kimsesiz, virajlı, yer yer kaplaması bozuk yollarda yorucu bir yolculuk yapmak yerine, düz, ana yollardan rahatlıkla ulaşılabilecek olan ve tüm turistik rehberlerde adı geçen Armolia, Mesta, Olimpoi, Pirgi gibi köyleri dolaşmakla yetinmeyi tavsiye ediyoruz.

 

Kuzeydeki dağlara tırmanmadan, az bir zahmetle gidilebilen Avgonima, Anavatos, Nea Moni Manastırı gibi yerler de aynı gün gezilebilir. Biz Kios’tan güneye inip önce Aya Fotini (Agia Fotini) , Aya Emilianos (Agia Emilianos) gibi, elimizdeki haritada özel olarak işaretlenmiş plajlara girip, fazla çekiciliği olmadığını görünce, daha güneydeki plajları ziyaretten vazgeçip, Kalamoti, Armolia üzerinden Pirgi’ye gittik. Binalarının kendine özgü dış cephe süslemeleriyle diğer köylerden değişik bir havası var. Bu mevsimde boş olsa da, kafelerin, kahvelerin sayıca çokluğundan, köy meydanının yazın hareketli olduğu anlaşılıyor. Ara sokaklarında dolaşmak gerçekten keyifli. Çoğunlukla kadınlar evlerin kapısı önüne koydukları sandalye veya taburelerde otururken, erkekler köy meydanındaki kahvelerde tesbih şakırdatıyor. Akşamları, sokağa, kapı önlerine çıkartılan sandalyelerde oturulan (apartmanlaşma öncesi yıllarda) İzmir’de doğup büyüdüğümüz için ortama hiç yabancılık çekmiyoruz. Olimpoi gibi Mesta da ortaçağların alacakaranlığından fırlayıp çıkmış gibi. Evlerinin birbirine bitişmesiyle adeta kale gibi büyük bir blok oluşturan köyün dar sokakları insana labirentte kaybolmuş olduğu izlenimini verebiliyor.

 

Adaya ismini veren sakızın yetiştirildiği Mastichochoria ve çevresi sakız üretiminin asıl yoğunlaştığı bölge. Geziniz cumartesiye gelirse ve özellikle bu köylerin kiliselerinde rastlarsanız, evlilik veya vaftiz törenlerini izlemek ilginç olabilir. Mesta çıkışında, yol üzerinde Mesta Port yazılı levhaya kapılıp da bir şey göreceğim diye gidecek olursanız, üç beş binanın bulunduğu küçük bir koydan başka bir şey bulamıyorsunuz. Biz buradan kuzeye yönelip, Elata, Vessa ve Lithio üzerinden Avgonyma ‘ya ulaştık. Burası, Assos’ta restore edilerek yeniden canlandırılmış taş evlere benzeyen evlerden oluşan küçük bir yerleşim ve diğer köylerin aksine daha ziyade yazlık olarak kullanıldığı anlaşılıyor. Daha kuzeyde adeta kartal yuvası gibi, bir kayalığın tepesine kurulmuş ve halen boş duran, Fethiye’deki Kayaköy’e benzetilen, terkedilmiş bir köy olan Anavatos bulunuyor. Buradan, gelinen yoldan tekrar geriye dönülerek (zira yol Anavatos’ta sonlanıyor) Moni Agion Pateron, Nea Moni, Moni Agiou Morkou gibi manastırlardan geçerek tekrar Kios’a dönülebiliyor. Bu manastırların en büyüğü ve en ünlüsü Nea Moni Manastırı. Girişin hemen solundaki şapelde bir camekanda sergilenen kafatasları etkileyici. Ancak dolabın hemen yanındaki, bu kafataslarının Osmanlılarca katledilen kişilere ait olduğunun yazılı olduğu levha da bir o kadar rahatsız edici. Manastırsın sessizliğinde duyduğumuz tek ses bir tavuskuşu ötüşü. Sese yöneldiğimizde tüylerini cömertçe açmış bir tavus kuşuyla karşılaşmak gerçek bir sürpriz oluyor. Önceden edindiğimiz haritaya bakarak, Kios’ta merkezde kalmak yerine Vrontados’ta gecelemenin daha iyi olacağını düşünmüştük.

 

Nitekim hazır, kiraladığımız araç altımızdayken gece Kios’a gidip dönmek de sorun olmayacaktı. Bu bölgede yerleşim kuzeye doğru Daskalopetra plajında sona eriyor. Vrontados’ta ve Daskalopetra’da kalmak için, önceden rezervasyon endişesi yaşamadan, deniz kenarında çok güzel evler bulunabiliyor. Kios sahil şeridi gündüz pek bir şeye benzemese de, gecenin karanlığı ve ışıklandırma ile başka bir havaya bürünüyor ve sahildeki restoranlar, diğer Yunan adalarında olduğu gibi son derece hesaplı. Yemeğinizi yerken rıhtımda aniden beliriverip, hızlı bir şekilde yanaşıp, geldiği gibi hızla ayrılan koskoca gemilerin manevralarını izlemek, pek farkına varılmasa da aslında, vidoya kaydetmeye layık önemli bir gösteri olarak değerlendirilmeli. Zira başka yerde, koca bir gemiyi bu kadar kısa sürede bu kadar ustalıkla yanaştıran kaptanlar görebileceğimizi sanmıyorum. Biz, adaya gelir gelmez köylere yönelip, Kios merkezini gezmeyi ikinci güne, yani Pazar gününe bırakmıştık.

 

 Programımız öyle denk geldi ama çarşısını dolaşırız diye düşünenler için söylemek gerekir ki, diğer günler saat 14.00 ten sonra ve Pazar günlerinin tamamında, yalnızca “vitrinlere bakabilirsiniz” Hatta kepenkleri olan dükkanlar bakımından vitrine bakma şansınız bile olmayabilir. Resmi dairelerde değil, özel işyerlerinin, butiklerin, mağazaların kapılarında gördüğüm, çalışma saatlerini gösteren levhanın fotoğrafını çektim. Haftanın 6 günü çalışma, sabah 08.30 da başlayıp 14.00 te bitiyor. Bir tek salı ve cuma günleri 18.00-21.00 arası da lütfedip çalışıyorlarmış. Biz onu göremedik. Pazar günü mağazalar dükkanlar ve hatta neredeyse tüm şehir “kapalı” olmasına karşın Sweet Art isimli küçük bir dükkan açık oluyor. Gül isimli son derece konuşkan, sıcakkanlı ve sevimli bir Türk’ün çalıştığı bu dükkan, Türkiye’den gelenlere rahat ve hesaplı bir alışveriş için tavsiye edilebilir. Pazarlık da edilebiliyor ! Kios’un merkezinde en ilginç yerler, sahildeki kalenin içinde. Surların çoğu yıkık durumda. İçine girildiğinde karşımıza çıkan küçük meydanda başlayıp, ara sokaklar boyunca birbiri ardına dizilen cumbalı evler, Türk mahallesinde olduğumuzu gösteriyor.

 

Ne var ki, artık Türkler olmamasına rağmen, burası şehrin en harap bölgesi. Adadaki üç camiden birisi olduğu söylenen Bayraklı cami tam bir harabe halinde ve adeta yıkılmaya terkedilmiş. Her nasılsa mezar taşlarının bulunduğu küçük bir alanı Osmanlı Mezarlığı adı altında ayakta tutmuşlar. Mezarlığın bir kenarında yer aldığı küçük meydan, dinlenip bir şeyler içmek için uygun. Buradaki kafelerden , bölgeyi daha iyi gezebilmek için Türkçe açıklamalı kale içi haritası edinebilirsiniz.

 

Cem Koç

'Sakız Adası Gezisi' Cem KOÇ tarafından 06 Haziran 2011, Pazartesi günü yazılmış olup, 1301 ziyaretçi tarafından okunmuştur.

  • Sakız Adası Gezisi için yazılan yorumlar:

    'Sakız Adası Gezisi' için sizin düşünceniz nedir?

    Kodu giriniz.

  • Gezgin gözüyle
    Bilinmeyen gizli cennetleri keşfetmeye hazır mısınız? O halde GezginGozuyle.com'u takip etmeye devam edin.
  • GezginGozuyle.com sitesinde yer alan içeriklerin tümü GezginGozuyle.com ekibi tarafından hazırlanmıştır. İzinsiz Kısmen dahil olsa kullanılamaz.
  • © 2006 - 2012 Gezgin Gözüyle